ÖZLEDİM SENİ

14/2/2007 -Kategori: Videolar

Bugün bende özledim seni, şarkıda söylendiği gibi söylenecek çok sözüm vardı ama hepsi yarım kaldı, şimdi de söylenecek çok sözüm var ama söylemeye dayanamıyorum. Sen ölmeseydin gülüm şimdi sesini duyar sesinden güç alırdım, seni öldürmeselerdi gülüm şimdi içimi mutluluk kaplardı, gözümü kapattığımda senin benimle olduğunu bilmek ....

Yazacak çok şey olsa da yazamıyorum ne yazık ki,

En iyisi şarkıyı dinleyeyim ve 14 Şubat sevgililer gününü sensiz ve sessiz geçirelim.



Özledim seni bu gün sebep yokken 
Uzansam hayallere dokunurum sandım bak
Yıllar geçmiş üstümüzden
Hala ilk günkü gibi aklımdasın
Özledim seni özledim seni
Özledim seni özledim seni
Sen doğdun
En güzel cümlenin en güzel öznesi
Tanrının unuttuğu bu kentte
Cennetten düşen bi manzara gibi
Özledim seni özledim seni
Özledim seni özledim seni
Söylenecek çok sözüm vardı
Hepsi yarım kaldı
Neler ummuştum hayattan
Elimde ne kaldı
Kırılan kalbim miydi yoksa
Karnımdaki bu sancıyla
Küflenmiş ruhum unutmadı
Unutmadı seni hala
Özledim seni özledim seni
Özledim seni özledim seni...


Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

ÖLÜME 5 KALA

13/2/2007 -Kategori: Videolar

Dün gece radyoda Mavi Ada programını dinlerken rastladım bu şarkıya, ilk defa dinledim ve çok hoşuma gitti sizlerle de paylaşmak istedim. Gerek sözler gerekse yorum gerçekten çok güzel.

Uğur BAŞ - Ölüme 5 Kala





Sen de mi bırakıp gidiyorusun
Sende mi beni acılarlarla


Dinle bak senin için bu şarkı
Her duyduğunda içine girecek bu sancı


Ölüme beş kala bu şarkıyı yazdım sana
Sakın dinlersen ağlama ruhum artık yanında


Ağlamak geldi içimden,eski günler geldi aklıma
Hani söz vermiştik birbirimize
Sen benim, ben senin olacakt
ık


Yorum (21) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

FERHAT GÖÇER - CENNET

13/2/2007 -Kategori: Videolar

Sözlerini biraz aşırı da bulsam melodisi çok hoşuma gitti bu parçanın.



Banane gelecekse dünyanın sonu
Bitecekse bitsin artık hayat yolu
Korkum yok içim rahat huzurla dolu
Aşkı yaşadım senle bir ömür boyu

Yüzümdeki çizgilerin bile adı sen
Aldığım her nefesin sebebi sen..

Dünyaya birdaha gelsem sevgilim,
arar bulurum yine seni severim..
Cenneti değişmem saçının teline,
ömrümün yettiği kadar seni severim..

Yorum (5) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

YALIN - HERŞEYİM SENSİN

12/2/2007 -Kategori: Videolar

Yalın'ı çok severim son albümü de gerçekten güzel olmuş birkaç şarksını saatlerce dinledim. İstedim ki sizler de dinleyin.


 
Koydum sevinçlerimi önüme
Baktım hepsi sensin
Yazdığım şiirlerin her hecesi
Üzüldüğüm tüm filimler
Yıpranmamış hayatlar
Büyük hüzünler bekler
Her işte bir hayır
Bu işte hepsi sensin
Şimdi senden vazmı geçmeli
Masal olup yola devam mı etmeli
Ben kalpten sorumlu
Aşka sorumluydum
Anladım herşey sensin

YALIN

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

ALDATAN ALDATILANDIR

12/2/2007 -Kategori: Yazilar

MELEKLER İLE ŞEYTANLAR ve meleklere uyanlar ile şeytanlara uyanlar hep ‘an’lar için mücadele ederler. Melekler insan yaşamının anlarını sonsuzlaştırmaya, Yaratıcı adına kullanmaya insanı teşvik ederlerken, şeytanların avukatları anları günaha boyamak ve böylece hiçleştirmek isterler. Çünkü insanın elinde kullanabileceği, değerlendirebileceği biricik hal ‘an’dır.

Yaratıcı adına yaşayan benlikler, şu an elimdeki tek şey şu ‘an’dır der ve bu ‘an’ı Yaratıcı adına kullanmak isterler. Anlar, onlar için, Yaratıcının övüldüğü; O’nun varoluş sahnesinde sergilenen sanatı seyredilerek, isimlerinin tecellisi ile O’nun anıldığı biricik zaman ve biricik imkândır.

Yaratıcı adına yaşamayan benlikler için de ‘an’lar değerlendirebilecekleri tek zamandır. Onlar için de, bu anlar, içlerindeki arzuların tatmin edileceği yegâne zamandır. Yaşanmayan, haz alınmayan, lezzet alınmayan anlar onlara göre de boşa gitmiş zamanlardır.

Sadakatsiz (Unfaithful) filminin en kritik sahnesinde kocasını genç bir adamla aldatıp aldatmama konusunda gidip gelen kadın bir cümleye mağlup olur. Onu kendisiyle ilişkiye girmeye teşvik eden genç erkek şeytanın avukatlığına soyunur ve şeytansı bir gülümseme eşliğinde kadına bir şiir kitabı verip bir şiiri okumasını ister. Şiir:

Şu an için mutlu olun

Sadece şu an sizin hayatınız

mısralarıyla biter. Şiirdeki istek masum bir istektir. Şu an mutlu olmayı istemekte bir sorun yoktur. Sadece şu an insanın hayatıdır. Ama genç erkek bu gerçekliği kadını günaha teşvik için kullanır. Karşısındaki insanları günaha teşvik eden şeytanın avukatlarının kullandığı temel bir tekniktir bu. Erkek, kadına elindeki tek zaman ve imkân olan şu anı arzularını doyurması için kullanması gerektiği, biraz sonrasının geç olacağı mesajını verir. Kadının içindeki sönmeyen vicdanında yer eden melekler üzgündür.

Öte yandan, hayat tek bir andan ibaret de değildir. Yaşamlarını anlık arzu tatminlerine indirgeyen insanların aldandığı nokta budur. Halbuki hayat ardı ardına gelen anlardan oluşur. Tek bir anda yapılacak olası bir hata tüm yaşamı etkileyebilir. Ki, kadın da filmin sonunda aldatmaya karar verdiği o anı zihninde değiştirerek, hiçbir şey yaşamamış olma arzusunu dile getirir. O anın farklı bir şekilde olması ile olan biten tüm olumsuz olayların gidişatını değiştirdiğini hayal eder.

Hayatın, arzuların tatminine indirgenmesi, insanın başını belaya sokar. Said Nursî’nin mükemmel tesbiti ile, “His ve heves ise kördür, akıbeti görmez. Bir dirhem hazır lezzeti, ileride bir batman lezzete tercih eder.” Arzular, ilkesiz bir insanın elinde el bombasına dönüşür. Habire doyum için kişiyi sıkıştıran arzular, geçmiş ve geleceği bilemez. İlkesiz bir insanın arzusu için önemli olan, arzunun kendisidir. Kişi arzuları tarafından bir anın içine hapsolunur.

Hayvanlar için hayat birbirinden bağımsız anlardan ibaret olarak yaşanabilir. Arzuların doyumuna Yaratıcının koyduğu ilkeler dışında ulaşmaya çalışan benliklere, Said Nursî “Hayvan dahi olamazsın” diye seslenir. Çünkü insan başındaki aklı başından atamaz ve akıl meş’um bir âlete dönüşür. İnsan geçmiş ve gelecekle ilişkisini arzuların galeyana geldiği bir anında koparsa da, akıl arzunun etkisinden kurtulur kurtulmaz insanın başını dövmeye başlar. Bu yüzden ilkesiz bir şekilde arzularını anlık tatmine çalışan bir insanın mutlu olması imkânsızdır. Yaratıcının istemediği halleri yaşayan bir insan kendisini kendisinden, evli ise eşinden, çocuklarından bağımsızlaştıramaz. Bağımsızlaştıramadığı çok daha önemli başka şeyler de vardır.

Evli ve bir çocuk sahibi bir kadının genç bir erkekle ilişkisini anlatan Sadakatsiz filminde evli kadını günaha teşvik eden şeytanın avukatı genç erkek, en ciddi kozunu oynar. Bu ilişkinin bir hata olacağını söyleyen evli kadına “Hata yoktur, yapılan ya da yapılmayan şeyler vardır” der. Gelgitler içinde bocalayan kadın için bu cümle kafa karıştırıcıdır. “Hata yoktur” cümlesi ilkesiz yaşamaya bir çağrıdır. Kadın kahraman gelgitleri sırasında ilkeleri ile boğuşur. Günaha girmemek için çok çırpınır. Çocuğu aklına gelir. Eşinin masum yüzüne bakamaz olur. Ama şeytanın avukatı bir kere insan arzularının hoşlanacağı tohumu kadının zihnine atmıştır: ilkesizlik. Tohum yavaş yavaş filizlenir. Arzular kabarır. Akıl iptal olur. Geçmiş ve gelecek kaybolur. Kadının çocuğuna ve kocasına ihanet etmeme duygusu dışında başka bir dayanak noktası da yoktur. Kalbinin sıkı sıkıya bağlı olduğu bir Yaratıcı anlayışından yoksundur. O’na sadık olmaya karar verdiği bir Yaratıcı olmayınca, kocası ve çocuğuna ihanet etmekten dolayı hissedeceği suçluluk duyguları aldatmanın önüne geçemez. İnsanın ihtiyacı olan, Müteâl bir Varlıkla sadakat ilişkisi çerçevesinde, O’nun insana sunduğu ilkelerdir. Şeytanın avukatı şeytanî gülümsemesi ile sık sık ekranda görünür. Şeytanın ve şeytanın avukatlarının en sevdiği şey, ilkesiz yaşamaktır.

Şeytanın avukatı genç erkek, kendi içinde tutarsızdır. “Hata yoktur” ilkesizliğiyle masum bir kadını günaha teşvik eder ve kendisi günah işlerken kullanır, ama kendi yaşamındaki ilkeleri silip atamaz. Örneğin, genç erkeğin kitaplarla dolu evine bir hırsız girseydi ve kitaplarını çalsaydı, hırsız için aynı ilkesizliği göstererek, “Hata yoktur, yapılan ve yapılmayan şeyler vardır” demesi imkânsız gibidir. Genç erkeğin böyle bir durumda yapacağı ilk şey, hırsızı polise teslim etmek olacaktır. Filmin sonuna doğru kadının kocası şeytanın avukatı genç erkeği öldürür. Aynı şekilde, tam o an, genç erkeğin, “Hata yoktur, yapılan ya da yapılmayan şeyler vardır. Öyleyse beni öldürmeniz bir hata olamaz” demesi mümkün müdür? İnsan için arzularını tatmin temel yaşama biçimi hâline gelmişse, ilkesizlik, kendisine dokunmadığı sürece vardır.

Bazı psikiyatristler zamanımızı Narsistik Çağ diye adlandırırlar. Kimileri ise zamanımıza Arzu Çağı ismini takarlar. Bu iki adlandırma hem oldukça doğru iki tesbit olduğundan, hem de ikisi arasında çok yakın bir ilişki bulunduğundan, ben Narsistik Arzu Çağı tanımlamasını tercih ediyorum.

Arzu insanın iradesiyle üretilen hisler değildir. Arzu insanın varoluşunun bir gerçeğidir. Arzu tüm herşey gibi yaratılır. Arzu yaratılmış duygu olduğu halde, insanın arzuladığı ‘arzu nesnesi’ ile olan ilişki biçimi insanın iradesine bırakılmıştır. Örneğin, insanın cinsel arzu duyması Allah’ın günah saydığı bir durum değildir. Çünkü cinsel arzu insanda bizzat Yaratıcının var ettiği bir arzudur. Cinsel arzunun doyurulma biçimidir asıl önemli olan. İnsanın arzuların nasıl doyurulacağına dair seçimi, insanın kendi varoluşunu nasıl konumlandırdığı ile ilgilidir. Dolayısıyla, arzu bir gerçektir. Arzuların Yaratıcının isteğine göre doyurulması insanın görevi, kulluğu; narsist benliklerin kendi istedikleri biçimde, ilkelerden arınmış olarak arzularını doyurması ise insanın günahıdır.

Zamanımızda kimi benlikler kendi varoluşlarını Yaratıcıdan bağımsız kılma uğraşısı, kimi benlikler ise kendilerini Yaratıcının ilkelerine emanet etme mücadelesi vermektedir. Bu uğraşı ile, arzuların ilkesiz bir şekilde tatmin etme gayreti ile arzuların Yaratıcının ilkelerine göre tatmin etme ve böylelikle Yaratıcıya kullukta bulunma gayreti birlikte gitmektedir. Yaratıcının koyduğu ilkelerden kendini bağımsızlaştırmış fakat kendinin kölesi olmuş olan arzunun, arzu nesnesi ile olan ilişkisi sadece anlık tüketilen zevkler düzeyinde kalır, insanın diğer insanî özelliklerinden sıyrılır. Çünkü insan sadece arzulardan oluşmuş değildir. Örneğin, cinsel arzuların nesnesi olan kadın ya da erkeklerin birbiriyle olan ilişkileri, cinsel arzularının anlık tatminine indirgenir. Tüm amaç arzunun arzu nesnesine ulaşması ve anlık bir haz yaşaması olunca, insanın kendi arzularını bir düzene sokmasına yardımcı olacak ilkeler ihlal edilir. Önemli olan, arzunun arzu nesnesi ile buluşması, tatmine ulaşmasıdır. Bu ise, insanın öncelikle kendisinin aldatılmasıdır.

Örneğin bir günaha girerek eşini aldatan insan, gerçekte aldatılan insandır. Arzu (nefs), arzu nesnesine doğru yöneldiği anda, sadece kendini düşünür. Çünkü ilkelerden kopmuş bir arzu bencildir. Aynı kişinin (self) içinde beraber bulunan kalp, duygular, akıl, vicdan, ruh, sır gibi lâtifelerin varlığını kişiye unutturarak, sonrasında onların hissedeceği hisleri hesaba katmak istemez ve onların yaşayacaklarını hiç düşünmez. Arzu sadece kendi nesnesine ulaşmaya çabalar. Bu hâliyle Yaratıcının koyduğu ilkeler dışında hareket ederek arzuyu tatmin etme biçimleri, en başta o insanın içindeki vicdana, akla, duygulara, bilince, bedene ve ruha karşı bir hakaret, bir aldatmadır. İnsanın diğer parçalarını teşkil eden bu cihazlar sadece Yaratıcı adına yaşandığında, sadece Yaratıcının koyduğu ilkeler ile hareket edildiğinde mutlu olur. Yaratıcının ilkelerinden bağımsızlaşmaya çalışan bir benliğin etkisinde kendini düşünen arzular, aynı bedende bulunan bu cihazları böylelikle aldatmış olur.

Bu yüzden, aldatan insan, aslında arzuları tarafından aldatılan bir insandır. Arzularınca aldatılan ‘aldatan insan’ın içindeki bu cihazlar suçluluk duygusu içinde çırpınır. Akıl, geçmiş ve geleceğe uzanarak, aldatılma olayının olası sonuçlarıyla ilgili topladığı endişeler ile o insanın zihnini döver. Beden, kendi içine bırakılmış milyonlarca sperm hücresi ile kirlendiğini hisseder. Bilinç, kendisinin o mükemmel evreni ve evrenin arka planındaki Yaratıcıya ait özellikleri anlayabilme özelliğinin arzularca ihmal edilerek, kendisinin işe yaramaz bir hiçe indirgendiğini hisseder. Her cihaz bir günahın altında kendilerine özgü biçimde ezilir. Hata, başka hataları sonuç verir. Kürtajlar, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, hamilelikler, babası-annesi belirsiz masum bebekler ilkesiz arzu doyumundan üreyen hatalardır.

Modern hayat hem kendi hastalıklarını üretir, hem de ürettiği hastalıklarla savaşmaya çalışır. Oysa, fakihlerin üzerinde ittifak ettiği üzere, günahlar kadar, günahlara götüren yollar da günahtır. Kadınlar cennetleri olan evlerden sokaklara, caddelere, akşama kadar çalışılan boğucu dört duvarlı odalara çıkmışlardır. Kadınla erkek arasındaki mesafe modern hayatla birlikte tehlikeli bir yakınlığa dönmüştür. Her büyük aldatma küçük aldatmalarla başlar. Artık normalleşmiş olan küçük şakalar, sınırları belirsiz arkadaşlıklar, ‘ne olacak canım sadece arkadaşız’lar, karşılıklı fıkralaşmalar, imalar, birlikte hoş vakit geçirmeler, beraber iş seyahatleri, toplu yemekler, kahkahalar, cilveler, arzuları kabartmaya yönelik giyim kuşamlar, itiraf edilmeyen, üstü kapalı minik flörtlerdir. Bu minik flörtler kadın ve erkeğin arasındaki mesafenin azalmasının ürünüdür. Bu mesafesizlik benlikleri, arzuları canlı tutar. Kabaran, sürekli uyarılan arzular kadın ve erkekleri belli bir çekim alanı içine hapseder. Her minik flört aldatmaya dönüşmez. Ama her aldatmanın arka planında bu minik flörtler vardır. Kadın ve erkekler mesafesiz, sınırları son derece gevşek tutulan yaşama biçimlerinin bedelini pişmanlıklar, acı çekmeler, kırılmış kalpler, kavgalar, tartışmalar, bozulan ilişkiler, depresyonlar, kendine duyduğu saygının azalması, kendini değersiz görmeler ile öder.

İnsan elinde iki seçenekle yaşar. Ya ilkeli yaşamak, yahut, aklını çıkarıp atarak hayvana benzer bir hayatı yaşamak. İkinci seçenek imkânsız gibidir. İnsan aklını, ruhunu, vicdanını çıkarıp atarak, sadece arzu olarak kalamaz. O zaman da anlık arzular, sürekli endişeler, elem ve kederlerin gölgesinde yok olur gider. Ruhuna, duygularına, aklına, bilincine, vicdanına uygun yaşayarak kendisiyle çelişmek istemeyen insanlar ise ilkeli bir yaşamı seçerler. Yaratıcının ilkeleri ufak ayrıntılardan başlar. Büyük günahlara giden yollar küçük günahlardır. Belki de ilk sakınılması gereken, üstü kapalı minik flörtler, küçük günahlardır.

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Geldi hazân, Yine hüzün, Yine gam .

12/2/2007 -Kategori: Siirler


Cümbüş kırık, neyzen suskun, ney suskun
Geldi hazân, yine hüzün, yine hüsran, yine hicran
Şarkı suskun, meyhan suskun, mey suskun
Geldi hazân, yine giryân, yine figan,yine efgân
Gönüllere elem konuk her akşam...

Bülbülü bir güle zar eylemişler
Dünyayı sevene dar eylemişler
Sevdayı göğsüme nar eylemişler
Geldi hazân, yine giryan, yine hüsran, yine gam
Yine hicran, yine hüzün, yine efgân, yine figan
Bir ince sızıdır nereye baksam…

Hicran dilsiz, yaş gözsüz, mevsimler güz
Şair suskun, şiir suskun, tar sözsüz
Yine boyun büktü akşamlar öksüz
Ey vah yine hazân, yine efkar, yine ah-u zar
Yine firgat, yine hasret, yine gurbet, yine gam var
Bir ince sızıdır düşer sineye ah leyli yar

Rüzgar hicran inler gönül secdede
Nağmeler aşkı kanar her hecede
Ay küser bir efkâr basar gecede
Yine hazan, yine hüzün, yine hicran, yine gam
Yine figan, yine efgân, yine giryân, yine hüsran
Bir kara dumandır iner her akşam

Felek ki, demirden örmüş ağını
Ceylanlar aşk için yakmış dağını
Gazeller savurmuş gönül bağını
Geldi hazân, yine hüzün, yine hüsran, yine gam
Yan ey deli gönül dermansız derdine yan

Yine efkar vakti, her yer karardı
Bahçe gazel döktü yaprak sarardı
Her sokak başını bir elem sardı
Geldi hazân, yine giryan, yine hüsran, yine gam
Yine hicran, yine hüzün, yine giryan, yine hicran
Bir ince sızıdır nereye baksam

Tipi bize, boran bize, kar bize
Feryat bize, figan bize, zar bize
Hicran bize, fizan bize, har bize
Yine firgat, yine gurbet, yine hasret ey Ozan
Dinmez sızıdır yüreğimde ne yapsan
Gönüllere elem konuk her akşam

Bahçe mahsun, gül mahsun, gönül hicran
Bülbül bi-zar-ı figan, bi-zar-ı fizan, bi-zar-ı efgân
Ey vah yine hicrân, yine giryân, yine hüsran, yine gam
Bir ince sızıdır düşer sineye her akşam

Geldi hazân, yine hicran,yine hüsran
Yine giryân bana düştü...
Yine firgat, yine hasret,yine figan
Yine efgân cana düştü...
Attı felek, her birimiz bir yana düştü
Yan ey gönül şimdi dermansız derdine yan
Ah ile, vah ile geçip gidiyor zaman

Hüzünlere yazılmış bir ömür bizimkisi
Ah!
Neylersin...

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

GÖZLERİN

10/2/2007 -Kategori: Videolar

BARIŞ AKARSU - GÖZLERİN



Gözlerin boşluğa dalıp gider
Sahipsiz bakışların
Benim olsun isterim
Sırların acıdan ağlar örer
Kendi kayboluşların
Sende dursun isterim

Ağladım senin için ilk defa
Elimde parçalanmış bir
Hayat var aslında
Hapsoldum söylediğim yalanlara
Çıkışlar hep kapanmış
Ruhum dar sokaklarda


Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

GRİPİN&EMRE AYDIN - SENSİZ İSTANBULA DÜŞMANIM

10/2/2007 -Kategori: Videolar

Gripinin bu şarkısına Emre Aydın'da katılınca parça çok güzel bir hale gelmiş. Kesinlikle tavsiye ederim.


Kelimelerden alacaklı bir sağır gibi,
İçimi döktüm bugün, yokluğunla konuştum...
Tutsak gibi, enkaz gibi, kendim gibi
İçinden çıktım bugün, içimle konuştum...

Yüzünü ilk kez gören bi çocuk gibi,
Gördüm kendimi, gördüm,
Kırıldı ayna paramparça...
Paramparça, ne varsa kadınım
Yokluğunda kaç damla gözyaşı eder adın?
Ne olur, gel, gel, gel, gel
Ben sensiz istanbul'a düşmanım!

Kestiğim ümitlerden yelkenler yaptım ama,
Yokluğunda ne gidebildim, ne de kaldım...
Gerçek miydi tutunmaya çalıştıklarım,
Hediye süsü verilmiş ayrılıklarım...

Kaybetmenin tiryakisi bir çocuk gibi,
Sustum, kendime kızdım,
Kırıldı ayna paramparça...
Paramparça, ne varsa kadınım
Yokluğunda kaç damla gözyaşı eder adın?
Ne olur, gel, gel, gel, gel
Ben sensiz istanbul'a düşmanım...

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

MURAT BOZ - ÜZÜLECEKSİN

9/2/2007 -Kategori: Videolar



Öğreneceksin beni sevmeyi
Unutmasan da geçmişi
Yaşanmışı ve bitmişi
Duyacaksın sesimi
Senin için çarpan yüreğimi

Üzüleceksin işte o zaman
Boşa oyaladın zamana beni
Görmeye mi yeni başladın
Anlatınca ben kendimi
Sseni karşılıksız sevdiğimi..


Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

KAÇAK

8/2/2007 -Kategori: Videolar

Sözlerinin Sezen AKSU'ya ait olduğu mükemmel bir parça. Ebru GÜNDEŞ'te çok güzel yorumlamış.

EBRU GÜNDEŞ - KAÇAK


Bu şehirde buldu buldu ellerini
Bu şehirde sevdi badem dillerini
Senle unuttum bütün ezberlerimi
Pişman değilim ama göçtüm kederden
Düşman değilim ama çöktüm erkenden
Bir daha bu yolları aynı hevesle yürürmüyüm
Kim bilir ne bekliyor kalırmıyım ölürmüyüm
Ne malum dünya gözüyle bir daha görürmüyüm
Tuhaf buluyorlar bu kaçak halimi
Seninle doldurdum yasak ihlalimi
Seninle kapattım aşk defterlerimi
Pişman değilim ama göçtüm kederden
Düşman değilim ama çöktüm erkenden
Bir daha bu yolları aynı hevesle yürürmüyüm
Kim bilir ne bekliyor kalırmıyım ölürmüyüm
Ne malum dünya gözüyle bir daha görürmüyüm

Sezen AKSU

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
« Önceki - Sonraki »

DERİN DÜŞÜNCELER

.......

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

Designed by In Obscuro